TÜM KÖŞE YAZISI HABERLERİ

Hasköy’de bir aslan: Kükreme ki sevsinler
Hasköy sokaklarında bir aslan… Mahalleli onu sahiplenmiş, bağrına basmış. Kapının önündeki kedi gibi besleniyor. Ama tek bir şartla: Kükremeyecek.

Paspas: Üsküdar'ın sembolü kaybolmadı, korumaya alındı
Sahil hattından koruya, oradan da kliniğe uzanan kendine özgü bir güzergâhı vardı. Kimi gün sahilde kilometrelerce yürüyor, kimi gün koruda saatler geçiriyor, ardından yeniden Üsküdar’a iniyordu. Paspas için bütün bu hat, adeta tek bir büyük mahalleydi.

İktidar neden domuz, halk neden koyun?
Bu anlatımın etkili olmasının nedeni, okurun koyunlara biçilen rolü daha önceden tanıması. “Koyun gibi davranmak”, birçok dilde ve kültürde düşünmeden kalabalığa uymak anlamına geliyor. Sürü halinde yaşamak, insan gözüyle bireysellikten ve akıldan yoksunluk olarak yorumlanıyor.

Bu dünyadan bir Gazi geçti: Kör oldu, yaralandı, köşeye atıldı
Bir ayağı kopmuştu. Boynunda ve diğer ayağında derin, kurtlanmış yaralar vardı. Bir gözü kördü. Günlerce, belki haftalarca acı çektiği belliydi. Çok yaşlı, çok yorgun ve çok bakımsızdı.

Albay: Terk edildiği ormanda yeni yuvasını buldu
Sonunda şantiyede iş bitti. Herkes masasını topladı, arabasına bindi ve arkasına bakmadan gitti. Ben gidemedim. Dönüp Arap'a baktım. Bana bakıyordu.

Şila: Soğuktan rengi değişen patiler artık sıcak yuvada
Kemerburgaz ormanının o buz gibi ayazında, daracık sığınağında tir tir titriyordu. Hava o kadar soğuktu ki, normalde bembeyaz olan o patilerinin rengi bile buz kesmekten koyulaşmıştı. Üstelik tamamen sağırdı ve her sesten, her kıpırtıdan korkacak kadar savunmasızdı.

Şanslı: Biri onu geride bıraktı, diğeri uğruna kıtalar aştı
Çünkü bazı hayatlar yıllarla değil, gördükleri sevgiyle ölçülür. Şanslı bu dünyadan payına düşen sevgiyi fazlasıyla alarak gitti. Bir zamanlar geride bırakılmıştın. Ama bu dünyadan, birilerinin en kıymetlisi olarak ayrıldın.

Çiko: Barınakta titremekten yorulmuş bir beden
Bir buçuk yıl önce onu Hatay'dan gelen o görüntülerle tanımıştık. Barınak kafesinin köşesinde korkudan tir tir titriyordu. Çiko barınaktan çıktı. Bir pansiyona yerleştirildi. Ve herkes rahat bir nefes aldı: "Nasılsa kurtuldu." Sonra hayat devam etti. Ama Çiko için etmedi.

Murphy: Boya kovasından pencere önüne
Kıştı. Hava buz gibiydi. O ise korkudan başını bile tam kaldıramıyordu. Kendine sığınacak yer olarak boş bir boya kovasını seçmişti.

Nasıl Badiko oldum?
Ve o gecenin sabahında, siyah bir poşete sarılmış halde ellerime tutuşturuldu. 11 kiloydu dünyada bıraktığı ağırlık… Bende bıraktığıysa tonlarca.





